Ürün Kodu: sirac0081
Marka: Siraç Yayınevi
Îcâzü’l-Beyân fî Mekâsıdi Süveri’l-Kur’ân: Şeyh Muhammed Ali es-Sâbûnî’nin kaleme aldığı, Kur’ân sûrelerinin maksatlarını ve hikmetlerini açıklayan bir eserdir. İbadet, muamelât, ahlâk ve hukukî hükümler gibi konuları özlü bir biçimde sunan bu kıymetli telif, müellifinin ifadesiyle “faydayı tamamlayan ve istifadeyi yaygınlaştıran kuşatıcı bir inceleme” niteliğini taşımaktadır.
KUR’ÂN SÛRELERİNİN HİKMET KAPISINI ARALAYAN ESER
“ÎCÂZÜ’L-BEYÂN FÎ MEKÂSIDİ SÜVERİ’L-KUR’ÂN”
Bilindiği üzere Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’i bir defada topluca dünya semasına indirmiş; ardından onu Hz. Muhammed’e (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) yirmi küsur yıl boyunca parça parça indirmiştir. Ayetler; meydana gelen olaylara, yeni ortaya çıkan bir meseleye açıklık getirmek için, soru soran kimselere cevap mahiyetinde yahut doğan bir ihtiyacı gidermek üzere farklı zamanlarda nazil olmuştur.
Nitekim Allah Resûlü (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’e bir âyet nazil olduğunda, onu yalnızca tebliğ etmekle kalmaz; aynı zamanda bu âyetin Mushaf içerisinde hangi surede ve hangi bağlamda yer alacağını da bizzat belirlerdi. Vahiy kâtiplerine, “Bunu, içinde şu şu konuların ele alındığı sûrenin içine yerleştirin.” buyurur; böylece Kur’ân’ın tertibi ilahî yönlendirme doğrultusunda şekillenirdi. Hâkim’in el-Müstedrek’te Osman b. Affân’dan (Radıyallâhü anh) naklettiğine göre de Hz. Peygamber’e (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) bir vahiy indiğinde, yazı yazmakla görevli kimseleri çağırır ve: “Bunu, içinde şu şu meselelerin bulunduğu sûrenin içine koyun.” diye emrederdi.
Sahâbe-i Kirâm (Radıyallâhü Anhüm) sûrelerin bu şekilde tanzim edilmesini aynen kabul etmişler ve Kur’ân’ın tertibi hususunda Allah Resûlü (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’in talimatlarına titizlikle bağlı kalmışlardır. Zaten onların arasında vahiy kâtipleri de bulunmaktaydı; hatta Cebrâil’in, Peygamberimiz Muhammed’e (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Kur’ân’ı son kez arz ettiği “son arza (el-arzu’l-âhire)” esnasında hazır bulunan sahâbîler dahi mevcuttu. Bu mübarek zatların başında ise, vahiy kâtibi, kurrâların önderi ve büyük sahâbîlerden biri olan Zeyd b. Sâbit (Radıyallâhü anh) gelmektedir.
Kur’ân sûreleri bu ilahî tertip üzere nizama kavuşunca, her bir sûrenin taşıdığı hedefler, mesajlar ve hikmetler Müslümanların dikkatini celbetmiş; sûrelerin içerik yapısını anlamaya yönelik çalışmalar önem kazanmıştır.
Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Azîm’i Müslümanlar için bir anayasa kıldığı için, ayetlerinde Müslümanın hem din hem de dünya hayatında ihtiyaç duyacağı her meseleye yer vermiştir. Kur’ân’daki her sûrede farklı konular ele alınır:
İşte Kur’ân-ı Kerîm sûrelerinde ele alınan bu derin konuları açıklamak ve her sûrenin temel amacını ortaya koymak için, Kitap ve Sünnet Hizmetkârı Şeyh Muhammed Ali es-Sâbûnî bu müstesna eseri telif etmiş ve ona “Îcâzü’l-Beyân fî Makâsıdi Suveri’l-Kur’ân” adını vermiştir. Müellif, her sûrenin hedeflerini, içerdiği hikmetleri, ele aldığı konuları -ister ibadetler, ister muamelât, ister hukukî hükümler, ister ahlâk, ister kıssalar ve haberler olsun- özlü ve berrak bir üslupla açıklamıştır.
Şeyh Sâbûnî’nin mukaddimede ifade ettiği şu cümle, eserin gayesini en güzel şekilde özetlemektedir: “Kur’ân-ı Kerîm sûrelerine dair kapsamlı bir incelemeyi bir araya getiren, onlara ışık tutan, faydayı tamamlayan ve istifadeyi yaygınlaştıran kuşatıcı bir kitap halinde bunları ortaya koymayı uygun gördüm.”
Eserin telifi, Hicrî 1398 yılı Rebîülevvel ayında (Milâdî Şubat 1978) tamamlanmış ve aynı yıl içerisinde basılmıştır. Büyük ilgi gören bu kıymetli kitap, kısa sürede birçok dile tercüme edilmiş; bu diller arasında Türkçe de yer almıştır.